Değirmen nedir?

Tahıl tanelerini öğütmeye yarayan bir alettir. İnsanlar en ilkel çağlardan itibaren tahıl tanelerini ufalayıp öğütmeye ihtiyaç duymuş ve türlü usullerle bunu başarmışlardır. İlk değirmenler bir bakıma bugünkü havanlara benziyordu. İçi oyuk bir taşın içine konan tahıl tanelerine başka bir taşla vurmak suretiyle eziliyordu. Daha sonra öğütme usulü gelişti, tahıllar düz satıhla iki taş arasında öğütülmeye başlandı. Değirmen taşlarını çevirmek için insan gücü yetmediğinden zamanla bu işte su ve rüzgar gücünden faydalanılmaya başlandı, böylece su ve yel değirmenleri meydana geldi.

İlk yel değirmeninin Türkler tarafından icat edildiği sanılmaktadır. Taş ocakları, maden ocakları, madeni eşya imalathanelerinde kullanılan çeşitleri vardır. Kahve çekmek için dükkanlarda bulunan büyük ve evlerde kullanılan küçük el değirmenleri de eskiden beri bilinir. Değirmenin çok eski bir mazisi vardır. Günümüzden yıllarca (4-5 bin yıl) önce rüzgar vasıtasıyla işleyen yel değirmenleri olduğunu çeşitli kaynaklar bildirmektedir. Tarihi bilgilere göre, ilk insanlar taneli cisimleri (buğday, arpa vs.), bilhassa ekmek yapımında kullanılan buğdayı, içi oyulmuş taş havanlarda döğerek öğütürlerdi.

Daha sonra sert taşları yontarak değirmen taşları yapıldı ve buğday, iki silindir biçimi olan kaya arasında öğütülmeye başladı. Bunda taşlardan birisi yerinde sabit olup, diğeri onun üzerinde su kuvveti ile dönerek öğütme işini yapmaktadır. Öğütülen buğdaylar un haline gelmekte ve sonra taşın yüzündeki yivlerin etkisiyle dışarı atılmaktadır. Dışarı atılan un, çuvallara doldurulmaktadır. Taşların döndürülmesi yoluyla sağlanan öğütme gücü, değirmenlerin bu metotla gelişmesinin tekamülünü hazırladı. Taşların dönmesini sağlamak bakımından da sırasıyla önce insan, sonra hayvan, daha sonra da rüzgar ve su güçlerinden istifade edildi.

Bu sistem değirmenlerde, buğday tanelerinin ezilerek un haline gelmesi yeterince sağlanmakla beraber, buğday tanesini meydana getiren kabuklu kısımla (kepek), yeni ürün meydana getirecek oğulcuk ve esas besin gücünü veren (besidokusu) kısımları birbirinden ayrılmadan un meydana geliyordu. Bu undan yapılan ekmeği insanlar ikinci kalite oluyor diye beğenmiyorlardı. İnsanların gayesi, buğday tanesinin % 2,5’ini meydana getiren oğulcukla, % 12,5’ini teşkil eden kepeği bütünün % 85’i olan besleyici besidokusundan tam olarak ayırabilmekti. Netice olarak, günümüzün teknolojisi ile bu işlem gerçekleştirilmiş, şimdi birinci sınıf ekmek yapılmakta ve insanlar bu ekmeği yemektedirler.

değirmen

Fakat bunun da mahzurlarını yeni ilmi gelişmeler ortaya çıkarmaktadır. Bugün kanserli hastalara bilhassa kepekli ekmek yedirilmesini kanser mütehassısları önemle belirtmekle, ileride insanların tekrar faydalarından dolayı kepekli ekmek yemeye başlayacaklarını söylemektedirler. Bugünkü teknoloji, değirmenlerin işleyişini önce su buharı makinalarına, sonra elektrik motorlu değirmen makinalarına tekamül ettirerek modern hale getirdi. Bu yeni makinalar aylarca kesintisiz çalışabilecek kapasitede otomatik çalışan ve verimi çok olan makinalardır. Bunlarla seri çalışmalar yapılmakta, bugün un değirmenlerinde buğday önce yıkanıp kurutulmakta, sonra kırılıp ayrılmakta (kefeği, oğulcuğu, besleyici kısmın ayrılması), öğütülerek un haline getirilip el değmeden paketlenip satışı yapılmakta ve yurdumuzda başka ülkelere de un ihrac edilmektedir.

Değirmenin tarihsel gelişimi

Değirmenlerin kullanılmaya başlanması Milat'tan önceki yüzyıllara rastlar. MÖ 600'de,Araplar'ın yapabilmek amacıyla yel değirmenini icat ettiler.Bu, aynı zamanda değirmenin icadı olarak da nitelendirilebilecek bir bilgidir. Bu tarihten 500 yıl sonra,Eski Yugoslavya ve Arnavutluk'ta su değirmenleri icat edilerek kullanılmaya başlandı.Bunların çalıştırılması için çok hızlı akan nehirlere ihtiyaç vardı.

Günümüze yakın zamanda ise, elektronik enerji tüketimiyle, yani yakıtla çalışan değirmenler icat edilerek bazı bölgelerde kullanılmaya başlanmıştır. Henüz eski yel ve su değirmenlerinin yerini alacak kadar yaygın olmasalar da,kullanımı gelişen teknolojinin gereğiyle hızla artmaktadır. Bugün, değirmenlerin çalışma sistemindeki farklılığın nedenini tarihsel açıdan değerlendirebiliriz. Şöyle ki, bunun nedeni çeşitli tarihlerde daha sık kullanılan enerji çeşitliliği bunu gösterir.

Yel değirmeni

Yel (rüzgar) enerjisine bağlı olarak çalışan ve su değirmeninde olduğu gibi çalışırken yakıt tüketmeyen değirmeni türüdür.MÖ 600'de Araplar'ın yapmak için icat etmişlerdir.Eski olmasına rağmen bugün de yel değirmenlerine rastlanır. Çalışmak için mutlaka rüzgar enerjisine gerek duyar.Rüzgar olmadığında hayvan gücüyle çalıştırılır.

Su değirmeni

Su enerjisine bağlı olarak çalışan ve yel değirmeninde olduğu gibi yakıt harcamadan çalışan değirmen türüdür. MÖ 100 yılında Eski Yugoslavya ve Arnavutluk'ta ilk kez kullanılmaya başlandı. Bunların çalışması için çok hızlı akan nehirler gerekiyordu.Bunun için su değirmenleri nehir kenarlarına kuruludur.Bazı su değirmenleri üstten akan suyla çalışır.

Elektronik değirmenler

Yakıt enerjisiyle çalışırlar. Hangi yıl kullanılmaya başlandığı hakkında kesin bir bilgi yoktur.Her türlü iklim koşulunda kullanılabildiği için daha kullanışlıdır.

Değirmentaşı

Tahılları öğütür. Yel değirmenlerinin 360 derece sadece bir kez dönmesi,değirmentaşının aynı işi 50 kez tekrarlamasına yol açar.

değirmen

Farklı amaçlarda değirmen

Değirmen,tarihte maddeleri öğütmekten başka amaçlarla da kullanılmıştır.Örneğin Hollanda'daki yel değirmenleri bir zamanlar polder denilen,sular altında kalmış toprakları sudan kurtarmak için kullanılmıştır.

Sözlükte "değirmen" ne demek?

1. Öğüten araç ya da aygıt.
2. İçinde buğday, arpa vb. tahılların öğütüldüğü yer.

Cümle içinde kullanımı

Değirmende biraz kahve çekti.
- Sait Faik Abasıyanık

Değirmen kelimesinin ingilizcesi

n. grinder, mill